Kaplumbağa
Günlerden bir gün Kaplumbağa Melek kabuk değiştirmeye karar vermişti. Kabuk araları açılmış ve beyazlaşmış, kabuk uçları "mum dökülmüş gibi" olmuştu :)

Ama bu değişiklikler ennn çok kabuğu kuruduğunda belli oluyordu, görenler kabukta deprem olmuş sanıyordu, Melek Bey bugünlerde kabuğunu kurutmaya ayrı bir özen gösteriyordu.

Bir de eğer uzun süre lamba altında börek gibi yatıp sonra suya atladıysa eski kabukla yeni gelecek kabuk arasında kalan hava/nem yüzünden hareketle bile yer değiştiren, gümüş gibi parlayan lekecikler oluşuyordu. Bu parlak, sarı/beyaz lekecikler sadece belli açılardan bakınca ve özellikle suyun içindeyken görülüyordu. (Ama bunun fotoğrafı yok, çok denedim, çekilemiyor :)
Derken Kaplumbağa Melek alt kabuğunda da kaşıntılar hissetmeye başladı, sanki sökülüyordu.

Günlerinin büyük çoğunluğunu kütük altında kaşınarak geçiriyor, bol bol suya atılan beyaz mürekkep balığı kemiklerinden götürüyordu. Ve birgün beklenen oldu, Kaplumbağa Melek ilk düşen kanca tipli alt kabuğundan üzülerek ayrıldı.
İlk ayrılıktan sonra gerisi daha kolaydı, alttan arka arkaya 6 kabuğu daha gönderiverdi.


(Bu poz kötü ama öyle ters tutmaya kıyamıyorum,nefes alamadığını düşünmek çok kötü, ondan çok az ve hızlı çekildi alt kabuk fotoğrafları.. Üst yarıdaki yeni kabuklar alt yarıda değişmeyi bekleyenlerden ne kadar farklı..)
Fakat aynı cesareti üst kabuk parçaları gösteremiyor, Melek Bey`in sırtından ayrılmak istemiyorlardı. Ama bir gün sol omuzdaki cesur bir kabuk ilk hamleyi yaptı, ve onu hemen yanındaki takip etti..

İlk kabuğun önderliği sanki bir meksika dalgası başlatmıştı, onu gören diğer üst kabuklar da korkulacak birşey olmadığını, bir zaman sonra herkesin kendi yolunu çizmesi gerektiğini anlayarak Melek`le tek tek vedalaşmaya başladı..

(Hangileri eski hangileri yeni kabuk kolay seçiliyor.. )
(Bir de biri şu camları silse.. )

Sonunda Kaplumbağa Melek 26 tane klipslere benzeyen kenardaki kabuklardan, 12 tane üstten ve 10 tane alttan olmak üzere bir sürü kabuk döktü. En son 1 tane üstten ve 2 tane alttan kabuk kalmıştı.

Bu Melek`in ilk komple kabuk değiştirişiydi, daha önce sadece birkaç küçük parça gitmişti kenarlardan, heyecanlıydı, ama aynı zamanda yine her zamanki gibi obur ve rahatına düşkündü. Kaşınmayı çok sevdi, sürekli yer değiştiren beyaz lekecikleri kafasını takmadı, kompleks yapmadı.

(Bu fotoğrafta hala bazı kabuklar değişmemiş olarak görünüyor, şirinlik kontenjanından sırayı bozarak girdi :))
En son en ortadaki 5`li kabuk grubu değişti, renk farkından belli oluyor, hatta en son kalan henüz düşmemiş 4. kabuğu seçebilirsiniz. (kabuk uçlarındaki beyazlıklar ışık parlaması)


Bir kaplumbağa hikayesi de böyle bittiii,
gökten ne düştüğünü zannediyorum herkes tahmin etti.. :D

Frozen, Spike the Terrible`a söyle tam tepesindeki o turuncu düğmenin adı BBT, yani Boşaltım Başlatma Tuşu.
Aynen şöyle çalışıyor, Melek günlük kaka boşaltım işlemine başlamadan önce - ki kendisi waste production konusunda istese ihracat potansiyeli bile olan dört ayaklı bir devdir - onu su dolu bir kaba alıyorum, bi nevi lazımlık diyelim. İkimiz de hazır olunca BBT`ye basıyorum ve hemen o anda boşaltım başlıyor. Bittikten sonra Melek`i tekrar akvaryumuna koyuyorum, artık ertesi gün tuşa bir daha basana kadar kaka maka yok, pırıl pırıl akvaryum, filtreleri bile çıkarıcam :D (ah, ahhh keşke dünya böyle bi yer olsa :))))
Şaka bir yana o kafasındaki turuncu noktanın nedeni Melek`in annesinin Hintli olması, genetik işte, başka kaplumbağalarda yok, gördüğüm olursa Melek`in kardeşi olduğunu anlayacağım (Spike ilkini yutmazsa bir de bu açıklamayı denersin :D).
Bu arada Melek`in kabuk değişimi bitti, normalden 1 fazla marginal dışında ilginç bir durum yok. Bu sıralar kaplumbağalarının kabuk değiştirdiğini söyleyen pek çok kişi okudum, kabuk değişiminde bahardan yaza geçerken mevsimsel bir etki olabilir mi acaba.
Kabukları tam, eksik, fazla, mantarlı, yosunlu, piramitli, yumuşak, sert tüm kaplumbağalara sevgiler..