Kaplumbağa

Benim elime de ikinci su kaplumbağası geçti. Birincinin senesi oldu geleli ve elbette onu tercih ederek almadım. Birincisi amcamın evinde çocuğuna arkadaş olsun diye alınmış, bakılamamış, sonra da plastik kaptan çıkıyo diye küvete, soğuğa terk edilmiş. "Aa ben çok istiyodum!" bahanesiyle kaptım onu, gözler şiş ve kapalı, iştah sıfırken birkaç gün dayanabildim ve sonra gidip ona tam teçhizatlı bir akvaryum aldım. Şimdi sağlığı yerinde, gereken ne varsa yapıyorum. Ama ne zaman baksam ona içim sıkılıyor. Hiç suçumuz yokken mahkûm olmayı hepimiz hâyâl edebiliriz.
İkinci ise birinciye yemek almaya gittiği pet-shop'ta karşıma çıktı. Biri almış (malûm..) büyüdü diye bırakmış. Bunlar da kesik bir pet şişe içine koydukları hayvancağızı alt bir rafa sürmüşler. Gözler yine aynı, şiş ve iltihap, hareketsiz ve elbette iştah sıfır. Hemen aldım onu da. Yoksa ölsün diye bekliyorlardı. İlkinden daha büyük. Şimdi veteriner hekimin verdiği ilaçla ikinci gün gözlerini açtı ama iştahı hala yok. Düzelicek ama eminim, bütün kalbimle düzeleceğine inanıyorum. Ama... Nasıl olucak, beraber bir akvaryumda nasıl yaşayacaklar, anlaşacaklar mı, anlaşamazlarsa ne yaparım hiç kestiremiyorum. Biraz cesarete biraz da öneriye ihtiyacım var sanırım. Sizlerden görüş bekliyorum.
Bu sistemi, bu hayvanlara eşya muamelesi yapan korkunç sistemi, ramazan'da otuz gün oruç tutup cennet biletini kestirdi sanırken ilaç sormaya gidince "abi o ilaç şu kadar, sen bekle haftaya yeni yavrular gelicek, daha hesaplıya gelir sana" diyen katilleri sonuna kadar kınıyorum!
aslında butun hayvanlarımızın ozgurluge ıhtıyacı vardır bırtek kaplumbagalarımızın deıl kesınlıkle katılıyorum sıze en guzl dostlarımızın ozgur kalması cok ıyı ve ole mutlu olcklar